İnternetin çevreye etkisi

İnternet ortamında geçen her dakikanın çevreye olan etkisini hesaplayan uzmanlar şaşırtıcı sonuçlar ile karşılaştı.

2011 yılında Birleşmiş Milletler, interneti temel insan hakları arasına aldı. Bu karar bile internetin artık insan hayatının vazgeçilmezlerinden biri olduğunun önemli bir göstergesi. Ancak e-posta göndermeden, video indirmeye kadar sanal ortamda gerçekleştirilen her faaliyetin çevreye hesaplanamayan etkisi var. Çünkü her internet kullanımı ile veri merkezlerinin ihtiyaç duyduğu güç artıyor, bu da salgılanan sera gazı emisyonunu arttırıyor.

Dünya üzerindeki 2,095 milyar insan yani toplam dünya nüfusunun % 30,2’si internet kullanıyor. Bu sayı 2000 yılında yaklaşık 250 milyon kadardı. 2000 ve 2006 yılları arasında dünyadaki toplam enerji tüketimi % 200 artarken, toplam internet trafiği % 32.000.000 artarak rekor seviyeye ulaştı. Eğer internet kullanımı bu hızla yaygınlaşmaya devam ederse, tüm dünya nüfusu 2017 yılında internete erişmiş olacak.

İnternet kullanımı öngörülmez ölçüde artıyor

Bazı eylemleri internet üzerinden gerçekleştirmenin çevreye olan etkisi, o eylemi pratiğe dökmekten daha az. Örneğin internet üzerinden MP3 formatında bir şarkı dosyasını indirmek, o şarkının bulunduğu CD’yi almaya kıyasla % 40 ile % 80 daha az karbondioksit salgılıyor. Berkeley Üniversitesi’nde gerçekleştirilen bir araştırmaya göre de eğer ABD’deki gazete okuyucularının % 25’i gazeteyi satın almak yerine internet üzerinden okursa, 14 milyon gazetenin basımından kaynaklanan karbondioksit emisyonun yaklaşık %2 ila %3’ü salgılanıyor.

Ancak son zamanlarda insanların bilgisayar başında daha çok vakit harcaması bu görüşü değiştiriyor. Uzmanlar internet kullanımının artması ve tarifelerin sınırsızlaşması ile artık ihtiyacımız olmayan eylemleri bile internet üzerinden gerçekleştirdiğimizi vurguluyor.

Başka bir gerçekte internet kullanımı için sağlanan enerjinin ağırlıklı olarak fosil yakıtlardan sağlanması. Her ne kadar teknoloji firmaları, bu enerjiyi daha verimli yöntemler ile yenilenebilir kaynaklardan sağlamaya çalışsa da, henüz hayata geçirilen bir uygulama yok. Ayrıca sürekli yükselmekte olan enerji artışı ileride firmalara zarar da sağlayabilir. Uzmanlar acilen daha yeşil bir internet ortamının yaratılması gerektiği görüşünde.

İnternette bir dakika

Her bir dakikada yaklaşık olarak;

–          204.166.667 e-posta gönderiliyor.

–          Arama motorlarında 2.000.000’dan fazla arama gerçekleşiyor.

–          571 yeni web sitesi kuruluyor.

–          İnternet üzerinden 272.070 $ değerinde alışveriş yapılıyor.

–          Cep telefonundan internete erişmek için 217 yeni kullanıcı kaydoluyor.

–          You Tube kullanıcıları 48 saatlik video yüklüyor.

–          Facebook kullanıcıları 684.478 paylaşım gerçekleştiriyor.

–          Facebook’taki marka ve etkinlik sayfaları 34.722 “beğen”i alıyor.

–          Twitter kullanıcıları 100.000’den fazla durum güncellemesi yapıyor.

–          47.000 Macintosh uygulaması indiriliyor.

–          WordPress kullanıcıları 347 yeni gönderi yayınlıyor.

–          Foursquare kullanıcıları 2.083 giriş yapıyor.

–          Instagram kullanıcıları 3.600 yeni fotoğraf paylaşıyor.

Aramanın bedeli

Bir arama motorunda yapılan basit bir internet araması 0,003 kilovat saat elektrik harcayarak, atmosfere 20 miligram karbondioksit salıyor. Bu da bir arabayı 7 cm yürütmekle eşdeğer. Arama motorlarında gerçekleştirilen 100 arama da 1,5 kaşık konsantre portakal suyu üretmekte gerçekleşen aynı enerjiyi tüketiyor.

Aylık olarak incelendiğinde, arama motorları 3.900.000 kilovat saat elektrik tüketiyor, bu da atmosfere 260.000 kg karbondioksit emisyonu salınmasına neden oluyor. Arama motorlarının aylık olarak tükettiği enerji bir derin dondurucuyu 5.400 yıl çalıştırabilir veya bu tüketilen enerji ile bir çamaşır makinesi 5.000.000 yıkama yapılabilir.

Görünmeyen etkiler

–          Araştırmalara göre ortalama bir web sitesinde geçirilen her saniyede yaklaşık 20 miligram karbondioksit salınımı gerçekleşiyor.

–          Ortalama bir masaüstü bilgisayarı saatte atmosfere 40 ila 80 gram karbondioksit emisyonu salıyor.

–          Bir diz üstü bilgisayardan gönderilen bir e-posta yaklaşık 2,7 g karbondioksit emisyonuna neden oluyor.

–          Her yıl gönderilen 62 trilyon önemsiz e-postadan salgılanan karbondioksit emisyonu, 1.600.000 aracın dünya etrafında aynı anda dolaşması ile salgılanacak karbondioksit emisyonuna eşit.

–          Bazı kaynaklara göre internet dünyadaki sera gazı emisyonlarının % 2’sine sebep oluyor.

–          On yıl içinde internetin dünyadaki sera gazı emisyonlarının % 20’sinden sorumlu olacağı tahmin ediliyor.

Sanal alışverişin bilinmeyen yüzü

İnternet üzerinden yapılan alışverişin çevreye olan etkisi de günümüzde tartışılan konulardan biri. Sadece ABD’de 143 milyar dolar değerine ulaşan sektörün 2015 yılında 279 milyar dolara ulaşması bekleniyor.

Newcastle Üniversitesi’nin konu ile ilgili gerçekleştiği, nakliyat gibi etkilerin hesaba katıldığı araştırmaya göre sanal ortamda yapılan alışverişlerde eğer müşteriler internet üzerinden 25 parçanın üzerinde ürün satın alırsa ve 50 kilometrenin üzerindeki mesafeye sipariş edilirse, bu alışverişin, işi pratikte gerçekleştirmeye kıyasla çevreye olan etkisi azalıyor.

Carnegie Mellon Üniversitesinin yaptığı araştırma da nakliyatın hava yolu ile yapıldığı takdirde, alışverişin karbon ayak izinin üç kat arttığının altını çiziyor. Ürünlerin karışık dağıtım yapısı ve fazladan paketlenmesi gibi etkenler de internetten alışverişin olumsuz taraflarından. Ayrıca alınacak ürün, yürünecek mesafede ise, internetten alışverişin çevreye olan etkisi kat ve kat artıyor.

Ancak internetten alışverişin olumlu tarafları da var. Alışveriş yapılacak ürünün çok uzak bir mesafede bulunması, sadece istenilen ürünün alınması, veri merkezlerinin ve ürünün nakliyatının sürdürülebilir yönetmeler ile yapılması buna örnek olarak verilebilir. Bu yüzden internetten alışverişin çevreye etkisi doğru ölçütler sağlandığı zaman azalıyor.

Ofisi eve taşımak verimli değil

İnternetin sağladığı olanaklar biri de uzak ortamdan her türlü işin yapılabilmesine imkân vermesi. Ofis ortamını eve taşımak başka bir deyişle evden çalışmak, özellikle son yıllarda Kuzey Amerika’da ve Avrupa’da yaygın olarak uygulanan bir yöntem. Bu yöntemin trafikten kaynaklanan emisyonları ve ofis binasında harcanan enerjiyi azaltacağı savunulmasına rağmen son yapılan araştırmalar bize farklı bulgular sunuyor.

Araştırmalara göre evden çalışmak, evde harcanan enerjiyi % 30 arttırıyor. Ayrıca evden çalışmak kişilerin, merkezden yani iş ortamından uzak yerlere taşınmasını böylece de şehirleşmenin kırsal kesimlere yayılmasını tetikliyor. Bu da orman arazilerinin azalmasına ve kirliliğe neden oluyor.

Bu artış evden çalışanların, televizyon, radyo ve ısıtıcı gibi aletleri daha fazla kullanmaya yatkın olmasına bağlanıyor. Bu tarz aletler ofis ortamında topluca kullanıldığından, dolayısıyla evden çalışmada kişi başına enerji tüketimi artıyor. Ancak bunun önüne de evlerde alınabilecek önlemler ve doğru yöntemlerin kullanılması ile geçilebilir.

Carbon Trust ise bu yöntemin, kişinin işe gidiş tarzı,  ev ortamı, evde çalışma zamanı, ev ve işyeri arasındaki mesafe gibi farklı değişkenlere bağlı olduğunu vurguluyor. Ancak kuruluş, haftanın bazı günleri evden, bazı günleri de işyerinden çalışmanın daha çevre dostu olduğunu savunuyor. Getirdikleri öneri ise aynı işyerinin farklı birimlerce farklı günlerde beraber kullanılması.

Arkadaşlarınızla Paylaşın...

Bir cevap yazın