El Değmemiş Vahşi Yaşam Alanları

 

Binyıllar boyunca yerleşik hayatta yaşamını sürdüren insanoğlu, dünyanın kendine sunduğu güzelliklere yabancılaşıyor. Belki televizyonda izlediği rastgele bir belgesel ya da yerini bilmediği bir resim, ona gezegende yalnız olmadığını hatırlatıyor. İşte insanoğluna doğanın kanunlarının yazıldığı vahşi yaşam alanları:
kostarika

Kosta Rika

Dünyadaki en zengin biyolojik çeşitliliğe sahip ülkelerden biri olarak anılan Kosta Rika tam 500.000’den fazla farklı türe yani dünyadaki bitki ve hayvan türlerinin % 5’ine ev sahipliği yapıyor. Bataklıklar ve geniş ormanlar, ülkenin yaklaşık üçte birini kaplıyor. Yer yer yüksek seyreden bölgelerde ise ormanlar yerini çayırlara ve meralara bırakıyor. Dünyadaki en yüksek korunmuş yüzey alanını oranı, toplam yüzey alanının % 25’i ile Kosta Rika’da görünüyor. Aynı zamanda ülke, orman alanlarını koruyan en başarılı ülke olarak da biliniyor.
Bu zengin coğrafyada çeşitli memeli hayvanlar, kurbağa, kertenkele, kuş ve böcek türleri de birbirleri ile ahenk içinde yaşıyor. Ülkede en çok rastlanan yabani hayvanlar arasında tapir, oklu kirpi ve timsah bulunuyor. Orta Amerika’da yer alan ülkenin ismi ise zengin kıyı anlamına geliyor.
Bulunduğu konum dolayısıyla sıcaklıkların pek değişmediği Kosta Rika’da sadece iki mevsim yaşanıyor. Halk, Mayıs ile Kasım arasındaki yağışlı mevsimi kış ve Aralık ile Nisan arasındaki kuru mevsimi ise yaz olarak adlandırıyor.
Ülke ana geçim kaynağını turizmden sağlıyor. Her yıl yüzbinlerce turist, Kosta Rika’nın el değmemiş coğrafyasını görmek için ülkeye akın ediyor. Aynı zamanda ülkedeki tropik yağmur ormanlarında yetişen kahve, muz ve ananas gibi nadir rastlanan meyvelerde ziyaretçilerini bekliyor.

nambia

Namibya

Afrika kıtasının güney bölümünde yer alan Namibya’nın 1350 kilometrelik batı sınırını tamamen Atlas Okyanusu oluşturuyor. Ülke ismini, Nama dilinde çok büyük anlamına gelen Namib kelimesinden alıyor. Namib aynı zamanda ülke topraklarının büyük bir bölümünü kaplayan 50.000 km² yüzey alanına sahip çöle de adını veriyor.
Namibya anayasasında çevrenin korumasına tek yer veren Afrika ülkesi olarak dikkat çekiyor. Ülkede devasa büyüklükte tam 26 doğal yaşam parkı bulunuyor. Turistler, bu parklarda düzenlenen özel turlar ile kendilerini bir anda vahşi yaşamın içinde buluyor. Çoğu turist de bu deneyimden nefes kesici olarak bahsediyor.
Namibya hükümetinin aldığı bir karar sonucunda da ülkedeki kabileler gereksinimlerini birbirleri arasında doğal kaynakların ticareti ile sağlıyor. Bu da paranın yüzünden insanların yozlaşmasını ve doğal yaşam tahribatını önlüyor. Ancak kabilelerin doğal ortamlarda yaşaması, arada hayvan türleri ile sorun yaşamalarına neden oluyor. Örneğin kabileler ile aslanlar ve filler arasında doğal kaynaklara erişim nedeniyle bir mücadele bulunuyor. Ülkede en sık rastlanan hayvan türleri arasında çita, gergedan, aslan ve zebra popülasyonları bulunuyor.
Namibya topraklarının büyük bir bölümünü çöller oluşturuyor ve ülkenin çöl bölgelerinde yıl boyu sıcaklıklar hakim oluyor. Kış aylarında bile 25 °C ve üzeri sıcaklıklar ölçülebilen çöl bölgelerinde en sıcak aylar olan Aralık ve Ocak aylarında neredeyse hiç yağış görünmüyor. Ülke genelinde yağan az ama öz sağanak yağmurlar genellikle Kasım ve Nisan aylarında yağıyor. Ülkede hakim olan iklim koşulları toprakların tarımsal kullanımını kısıtlıyor, yağışların az olduğu güney bölgelerde daha çok hayvancılık, yağışların daha çok olduğu kuzey bölgelerinde ise çiftçilik ile geçim sağlanıyor.

resif

Büyük Set Resifi

Birbirinden ayrı 2,900 resif ve 900 adadan oluşan, 2,600 km genişliğe yayılmış 344,400 km² yüzey alanı ile dünyanın en büyük resif sistemi olan Büyük Set Resifi, Mercan Denizi’nde bulunuyor. Büyük Set Resifi, canlı organizmaların oluşturduğu uzaydan görülebilen en büyük yapı olarak dikkat çekiyor. Kendine özgü yaşam çeşitliliğine sahip milyarlarca küçük organizma tarafından oluşturulan Resif aynı zamanda UNESCO Dünya Mirasları listesinde yer alıyor.

Büyük Set Resifi, kendine özgü yaşam çeşitliliğine sahipliği ile dikkat çekiyor. Mink balina, kambur balina, mavi balina türünde birçok balina, dugon gibi soyu tehlikedeki birçok deniz memelisi, farklı çeşitler deniz kaplumbağası ve 1 milyondan fazla balık, mercan, köpekbalığı, vatoz, denizanası çeşidi Büyük Set Resifinde kendiliğinden yetişiyor. Büyük Set Resifi, turizm açısından olduğu kadar balıkçılık açısından da önem taşıyor.
Ne yazık ki yasadışı avlanma, artan deniz sıcaklığı, kirlilik, asidifikasyon ve şiddetli hava koşulları mercanların ağarmasına bu da mercanların üremesini ve bağışıklık sistemini yavaşlatıp ölümlerine neden oluyor. Araştırmalara göre deniz sıcaklığındaki bir derecelik artışın her yıl Resifte bulunan mercanların% 82’sinin ağarmasına, iki-üç derecelik artışın ise % 97’sinin ağarması ile sonuçlanabilir. Aynı zamanda 2009 yılında yapılan bir çalışma ile de Resifte en yaygın olarak görülen mercan türünün 1990 yılına kıyasla üremesinin % 14,2 yavaşladığı görülmüştü.

Galapagos

Galapagos Adaları

Büyük Okyanus’un doğusundaEkvador’a bağlı olan Galapagos Adaları, kendine özgü birçok biyolojik türü barındırıyor. Galapagos Adaları, toplamda 50.000 km² yüzey alanında olan 14 büyük ada, 48 adacıktan oluşuyor. Adalar, Ekvador’a 926 kilometre uzaklıkta ve izole konumunda yer alıyor.

Üst üste binmiş lav akıntılarından oluşan Galapagos Adalarında, büyük bir bölümü günümüzde de etkinliğini sürdüren çok sayıda yanardağ bulunuyor. Yüksek yanardağlar, kraterler, adanın sarp ve engelli yapısını daha da belirginleştiriyor. Yapılan araştırmalar, Galapagos Adalarının hiçbir zaman bir kara parçasına bağlı olmadığını kanıtlıyor. Bu yüzden adalarda yer alan canlıların ya yüzerek ya da uçarak adaya göç ettiği düşünülüyor.
Galapagos Adalarında, o coğrafyaya özgü birçok farklı tür yaşıyor. Adalardaki canlı çeşitliliğinin bir nedeninin de büyük yırtıcı hayvanların adaya ulaşmaması olarak açıklanıyor. Ayrıca bundan dolayı turistler adadaki vahşi yaşam alanlarında can tehlikesi olmadan dolaşabiliyorlar. Adalarda birçok farklı kertenkele, kaplumbağa ve kuş türü yaşıyor. Bu türlerin birçoğu sadece Galapagos Adalarında yer alıyor.
Turistler tarafından en çok dikkat çeken tür ise 150 yıldan fazla yaşayabilen Galapagos Kaplumbağaları olduğu biliniyor. Adalar da ismini bu kaplumbağalardan alıyor. Büyük Galapagos Kaplumbağalarının kabukları, eski İspanyol semerlerine benzediği için Galapago ismi İspanyolcada semer anlamına geliyor.
Charles Darwin, evrim kuramı çalışmasına esin kaynağı olan gözlemlerini bu adalardan bazılarında gerçekleştirmesi, adalara farklı bir ünde kazandırıyor. Ayrıca adanın bir kısmının denizatına benzemesi de turistlerin ilgi kaynaklarından biri oluyor.
Adaların yerleşime açılması ile birlikte son yıllarda adaya olan turizmin de artması, Galapagos’taki doğal yaşamı tehdit ediyor. Ayrıca avcıların kaplumbağaları kabukları için avlaması ve yasadışı balıkçılıkta, bu türlerin neslini tehlike altına sokuyor.

antartika

Antarktika

Dünyanın en soğuk, en kuru ve en fırtınalı yeri olan Antarktika kıtası, aynı zamanda dünyanın en güneyinde yer alıyor. 14,4 milyon km²’lik yüzölçümüyle neredeyse Afrika’nın yarısı büyüklüğünde olan kıtada hiç ülke bulunmuyor. Kıtayı ortalama 2.000 m kalınlığında büyük bir buz katmanı zırh gibi örtüyor. Bir zamanlar “ulaşılamaz” diye adlandırılan Güney Kutbu noktasında buzun kalınlığı 4.335 m’yi buluyor. Kıta, 24 milyon km³’lük buz kütlesi hacmi ile yeryüzündeki bütün buzların yüzde 92’sini oluşturuyor. Aynı zamanda kıtanın çevresinde, kopan buz parçalarından oluşan buzdağları görülüyor. Bu buz dağlarının yüzey alanı bazen 20.000 km²’ye kadar ulaşıyor.
Bazı bölgelerine 2 milyon yıldan daha uzun bir süre yağmur yağmayan Antarktika da ortalama sıcaklık yaz aylarında -20°C olarak seyrediyor ve bu, güneyden fırtınalar estiğinde -70 °C’ye kadar düşebiliyor. Coğrafi Güney Kutbu noktasında bulunan gözlem istasyonunda yapılmış ölçümlerde sıcaklığın yıllık ortalamasının -50° C olduğu, en sıcak ayda ancak -29°C’ye ulaştığı görülüyor. Yani yeryüzünün en büyük buzdolabının sıcaklığının Güney Kutbu’ndan ortalama 22°C daha düşük olduğu biliniyor.

Bu durum doğal olarak yaşam koşullarını etkiliyor. Kuzey Kutbu’nda 400’e yakın çiçek açan bitki türü sayılabilirken, Güney Kutbu’nda bir tane bile olmaması bunu işaret ediyor. Buna karşılık kıtanın kıyılarında ve açık denizlerinde çok sayıda farklı hayvan türü yaşıyor. Penguenler, martılar, foklar ve balinalar soğuk ama besin maddesi açısından zengin Antarktika denizlerinde planktonları ve balıkları yiyerek yaşamlarını sürdürüyor. Her yıl birçok değişik türden kuş beslenme amacıyla mevsimsel olarak Antarktika’ya göç ediyor. Kıtada yırtıcı hayvan bulunmamasından ötürü, bu hayvanların sayısında artış gözlemleniyor.

kenya

Kenya

Hint Okyanusu’nun kıyısında, Afrika kıtasının doğu bölgesinde yer alan Kenya, eşsiz doğal güzelliği ile dikkat çekiyor. Ülke, korunmuş doğasıyla tıpkı sınırları olmayan bir hayvanat bahçesini andırıyor. Safari turlarının ana vatanı olan Kenya, gelirinin % 63’ünü bu turizm kolundan sağlıyor. Ayrıca vahşi yaşam konusundaki belgesellerin çoğu da Kenya’nın doğal ortamında çekiliyor. Kenya’da tam 17 adet milli park yer alıyor.

Ülke dünya üzerindeki en tehlikeli beş vahşi hayvana yani aslan, leopar, fil gergedan ve buffaloya ev sahipliği yapıyor. Her yıl binlerce insan safari turlarına katılarak bu hayvanları yakından izleme şansına erişiyor. Ana beşlinin yanında ülkede farklı türlerde zürafa, zebra, çita, maymun, babun, antilop ve hipopotam gibi tropik türler bulunuyor. Her yıl Temmuz ile Ekim ayları arasına gerçekleşen milyonlarca zebra ve antilobun göçü de ziyaretçilere bambaşka bir deneyim sunuyor.
Ancak son yıllarda artan kaçan avlanma bu hayvanların türünü tehdit altına sokuyor. Özellikle fildişi kaçakçılığı, uluslararası örgütler yardımıyla engellenmeye çalışılsa da hala faaliyet gösteriyor ve fillerin acımasızca katledilmesine neden oluyor.

yellowstone

Yellowstone Milli Parkı

Amerika Birleşik Devletleri’nin Idaho, Montana ve Wyoming eyaletlerinde bulunan Yellowstone Milli Parkı dünyanın ilk ve en eski milli parkı olma unvanını taşıyor. Park, ev sahipliği yaptığı tür yoğunluğunun yanında içinde bulunan çok büyük gayzerleri ile de tanınıyor. Yellowstone da 300’den fazla gayzer, 290’dan fazla da şelale bulunuyor. Bunlar arasında en dikkat çeken Old Faithful isimli gayzer de yaklaşık olarak 91 dakikada bir, çok yüksek sıcaklığa ulaşan sıcak suyu ve buharını havaya püskürtüyor. Ayrıca dünyadaki sıcak su kaynaklarının yarısı park içinde yer alıyor.
Yellowstone Milli Parkı memeliler, kuşlar, balıklar ve sürüngenlerin yüzlerce farklı türüne ev sahipliği yapıyor. Parkta 60 çeşit memeli bulunuyor, bunların arasında yoğun olarak boz ayı, siyah ayı, buffalo, elk geyiği, antilop, bizon, kurt ve vaşak yer alıyor.
Parktaki termal aktivite hayvanların yiyecek teminine büyük ölçüde yardımcı oluyor. Gayzerlerin yaydığı ısı sayesinde otlar daha iyi gelişiyor ve bu ısı otların kışın karlarla örtülmesini önlüyor. Bu sayede kış aylarında genellikle güneye göç eden su kuşları ise parkta kışında yaşamlarını sürdürebiliyor.
Yellowstone, gayzer aktivitelerinin yanı sıra ilginç manzaralara da sahne oluyor. Örneğin, parkta bulunan ayılar, piknik alanlarındaki çöpleri karıştırarak yiyecek temin etmeye çalışıyorlar. Ancak bu durum parktaki tüm çöp kutuları tamamen kapalı ve onların erişemeyeceği şekilde yeniden tasarlanmasıyla engellenmeye çalışılıyor. Yellowstone da yaklaşık 1700 çeşit yerli bitki, 170 çeşit egzotik bitki bulunmaktadır. Bunların çoğunu ise çam ağacı oluşturuyor.Parka, son yılda 4 milyon olmak üzere, milyonlarca ziyaretçi geliyor. Bu sayı her geçen sene giderek artıyor.

amazon

Amazon Yağmur Ormanları

Güney Amerika’da 5,5 milyon kilometrekarelik bir alanda bulunan Amazon Yağmur Ormanları dünyada kalan yağmur ormanlarının yarısından fazlasını oluşturuyor. Brezilya, Peru, Kolombiya, Venezuela, Ekvator, Bolivya, Guyana, Surinam ve Fransız Guyanası olmak üzere dokuz ülkenin sınırları içerisinde bulunan ormanlar 55 milyon yıldan beri yeryüzünde var olmayı sürdürüyor.
Ormanlar dünyadaki en büyük canlı türünü içinde bulunduruyor ve yeryüzündeki bitkilerin % 20’sine, memeli türlerinin ise % 10’una ev sahipliği yapıyor. Dünya üzerindeki her beş kuş türünden biri bu ormanlarda yaşıyor. Ormanların içinde bulunan nehirlerde ise her beş balık türünden biri görülüyor.
Yapılan araştırmalara göre Amazon Yağmur Ormanlarında yaklaşık 130.000 omurgasız hayvan türü de yaşıyor. Ortalama olarak 1 kilometre karede 90,790 ton ağırlığında 1000 farklı çeşit bitki bulunuyor. Ormanda yaşayan yırtıcı hayvan türleri arasında jaguar, panter, anakonda, pirana ve yarasa sıralanıyor. Aynı zamanda birçok farklı zehirli balık ve yılan türü de nehirlerde avlarını bekliyor.
Aynı zamanda “Dünyanın Akciğeri” olarak bilinen Amazon Yağmur Ormanları bir yılda atmosferden 1 milyar ton karbondioksit gideriyor yani atmosfere salgılanan karbondioksitin neredeyse yarısını emiyor. Ancak ormanlar son yıllarda artan yangın tehlikesi ile karşı karşıya. Brezilya’nın kuzey kıyısındaki okyanus sıcaklığının artmasının bölgedeki hava modelini değiştiriyor ve bu da bir risk faktörü oluşturuyor. Ayrıca Atlantik Okyanusu ısındıkça ormanlardaki nem azalıyor, bu da kuraklığı arttırarak yangın riskini meydana getiriyor.

peru

Peru

Güney Amerika’nın batısında yer alan Peru, coğrafi konumundan ötürü dünyadaki en ilgi çekici türlere ev sahipliği yapıyor. Peru’nun 1993 yılında yürürlüğe giren anayasasında eşsiz ekosistemi, ülkenin ana mirası olarak sınıflandırılıyor. Ülkede 8 tane milli park yer alıyor.
Çevresinde And Dağları, Amazon Yağmur Ormanları ve Pasifik Okyanusu bulunan ülkenin özellikle bitki örtüsü çok değişken ve çok yüzlü olarak biliniyor. Kurak ve kumlu kıyılarda sadece otlar büyürken yağmur ormanları bölgesinde kauçuk ve vanilya başta olmak üzere büyük bir bitki bolluğu bulunuyor. Yüksek dağlık alanlarda ise kaktüs türleri görülüyor.
Peru’nun hayvan dünyası da bitki örtüsü gibi çok çeşitlilik sunuyor. Ülkede tam 1800 farklı kuş türü, 500 farklı tür memeli ve 300 çeşit kertenkele bulunuyor. Bu türlerden kuşların 120 tanesi, memelilerin 70 tanesi, kertenkelelerin ise 100 tanesi sadece Peru’da görülüyor. Ayrıca memeli hayvanların yaklaşık 100 tanesi tehlike altında olarak sınıflandırılıyor.
Sahil şeritlerinde martı, ötleğen, akrep, penguen gibi çeşitli türler yaşarken, doğu da nehirlerde armadilllo, timsah, nehir yunusları, kara da ise jaguar, puma ve flamingo gibi türlere rastlanıyor. Aynı zamanda Pasifik Okyanusu sahil sularında köpekbalığı ve balinaların da görüldüğü oluyor. Peru’nun milli hayvanı And kaya horozu ise görüntüsüyle dikkat çekiyor.

 

Arkadaşlarınızla Paylaşın...

Bir cevap yazın